Kayıtlar

Mart, 2022 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Ayazın Ortasında

Beklemek istedim lakin dilime gem vuramadım Sen karşımda böylesine özgür böylesine can alıcı bakarken duramazdım Şimdi yüzünde hafif bir tebessüm var veyahut temkinlisin Lakin ağaçlara, kanayan dallara, kafanı kaldırıp baktığında gördüğün gökyüzündeki tüm yıldızlara yemin olsun ki istiyorum seni... İstiyor ve bir o kadar da sakınıyorum kendimi alnıma yazılmış kaderden Hani bana demiştin ya bilmem kaç yüz yıl önce, bilmem hangi kırda, aşk daha icat edilmemiş, insanlar öpücükten, sevişmekten ve öldürmekten habersizken, 'Kimsin sen?' Eğer cevabını öğrenmediğinden dolayıysa güneşin bir daha doğmaması, birinci dünya savaşı ve annemin beni terk etmesi Anneme büyük haksızlık etmişsin... Eğer benden korktuğundansa bunca zelzele, toprakların mahsul vermemesi, ceylanların bir aslanın pençesine düşmesi Harabede kalmış çocukları düşün... Ve eğer saçlarını okşarken ellerimin titremesi yüzündense aşıkların kavuşamaması, o hasta adamın ölmesi, menekşelerin solması O mezara bir çiçek koy Nerde...

Son Gün

Son fani uykusuna dalmıştı, yelkovanın sesini duydu 'Uyan artık!'. Sırtında ağrılarla uyandı, canı yanıyordu. Gözlerini zorla açtı, yukarıda bir ışık. Etrafına baktı tek bir çiçek bile yoktu. Eliyle masada duran bardağa uzandı, kana kana içti suyu son defaymışçasına. Başının büyük bir kısmı ağrıyordu. Kendi inlemelerini duyup iğrendi, etrafa bakınmaya devam etti. Yıllardır bu odadaydı. Doktorlar belki bir ihtimal diyerek tedaviye başlamışlardı. Değişen tek şey acılarıydı, günbegün artıyordu. Üstelik son iki senedir kimse ziyaretine gelmemişti, dostları, ailesi, sevdiği kadınlar... Saatine baktı 12.57'di. Babasından yadigar yegane parçaydı. Gözleri doldu, ağlamak istedi ama nafile! Yattığı yerden başı dönüyor, kontrol edemiyordu. Kaç zamandır beklediği ölüm gelince duygulanmıştı bir anda. Birden irkildi, gözbebekleri büyüdü, suratı ciddileşti. 'Farklı olabilirdim' dedi. Üzülmüştü ama kendinden bile saklıyordu. Ölümünün bu kadar tesirsiz kalacağını tahmin etmemişti. Y...

The Woman In The Darkness

I am drunk nowadays It is cold here, i am cold The life is the rock and I have been crushed under it My back hurts me I can't stand my darling Can you hear me ? The dark doesn't hate me anymore Maybe it is the best time to commit suicide But I can't Because there is a woman in my heart She is you She is in the darkness I drink and you cry Can you help me? Here the sun sets Everyone goes home I wait Where are you?

Tezatlık

 Uyumayı severdi, bıraksalar hiç uyanmayacaktı. Kışı sever ama sıcak su olmadan duş alamazdı. Kapısını kilitlemeden uyur, çıkarken camları açardı içerdeki hava yalnız kalmasın diye. Çocukları sever insanlardan nefret ederdi. En yakınındaki insandan bile sıkılır, her şeye söylenirdi. Kendine tahammülü yoktu. Alışkanlıklara karşıyım diye gezer ama geceleri şişelerin içine saklanırdı. Kızlara düşkündü. Tüm kızlar onun olsa elinin tersiyle iter sonra yalnızlığıyla ilgili nutuklar atardı. Midesi bulanır ama kusmamak için kendini zorlardı. Birisiyle beraber uyuyamaz, duvarları sevişmeye tercih ederdi. Hep gider ama hiç gelmezdi. Evi olan tek bir kapısı bile yoktu. Tüm varlığı cebinde olandır. Bulunduğu yerden hiç memnun olmaz o huzursuz yalnızlığına her fırsatta kaçmak isterdi. Boş sokakları gezmeyi sever, nesnelerin kaderine ağlardı.

Hikaye Tadında Şiirler -1

  Kalpten Üryan      Arkamı dönüp gidiyordum Seslendin rüzgar eşliğinde Durdum, benimle beraber zaman, sesler, her şey durdu. Bir tek şey hariç: kalbim. Yine de döndüm arkama her şeyi geride bırakarak Gözlerin dolmuş, yatıyordun. Lakin öyle bildiğimiz yatmalardan değil ha! Hareketsiz, gözleri kapalı, ölü gibi... Yüzüne dokundum usulca ve anladım gerçeği Hemen üstünden 'gibi'yi çıkarttım. Şimdi yalnız kalmıştın ölümle Kesmeye başladım gözlerini ve kalbini Kırmızılar renklendirdi geceyi Her şey vardı: kan, damar ve sen  Bir ben yoktum heyhat! Belki de hiç olmamıştım...   Bilinmezliğin Günahı Terler boşalırken lanet bir kabustan çıkmış gibi birden saçların geldi aklıma -Siyah olmasa da- Kalktım, yerçekimine başkaldırarak Dün seni gördüğüm yere gitmeye karar verdim Belki istemiyordum o zehri tekrar içmek Fakat sevgi ve arzu fedakarlık gerektirirdi... Yürüdüm sallanarak, gözlerim kapanarak Bata çıka gelmiştim o cehenneme Seni bekledim haberin olmadan Ben bekledi...

Karanlık

İşten gelmişti, yorulmuştu. Kapıyı açtı ve camı kapattı. Tüm gün hayalini kurduğu uykusunu çekmek için uzandı yatağa, üstünü değiştirmeyi sevmezdi. Küçük bir odası vardı, dikdörtgen bir dolap, toplanınca ortaya çıkan gir masa, raflarda okunmayı bekleyen kitaplar ve soğuk sert bir yatak. Bütün gün ne yaptığını düşündü düşünmekten başka. İçinde hipotezler kurup çürüttü, peygamber olup tanrıya başkaldırdı, sevgilisi oldu sevişip kayboldu ama bir sonuca varamadı. Arkadaşları geldi aklına şimdi çok uzakta, sevdiği kadınlar geldi aslında hiç yoktular... Annesini düşündü çoktan toprağa gömmüştü belki de. Birden başı döndü, midesi bulanmaya başladı-bu histen hem iğrenir hem de medet umardı-. Kalktı birden, sanki vücudu ondan bağımsız hareket ediyordu. Camı açtı fakat daha da boğuldu, nefesi ağırlaştı kalbi hızla atmaya başladı. İçinde birileri onu bekliyordu. Terler akıyordu yüzünden, nesneler geriye doğru hücum ediyordu. Gerçeklik algısı kayboluyordu. Bir an nefesi kesilecek sandı; herkesten ...

İlk Nefes

Yağmur.. insanoğlunun doğaya yıllarca yaptığı onca şeyin intikamını alırcasına , bir mermi misali yağıyor ; kin kusarak , kan kusarak... kan rengi yağmur! Çevremdekiler de bunu hissetmiş olacak ki var güçleriyle dört tarafı duvarla çevrili zindanlarına koşuyorlar. Peki ya ben? Biraz daha yavaşlasam duracakmışçasına ağır adımlarla yürüyorum. Gel işte buradayım! Hesaplaşmamız 23 yıldır sürüyor, bitsin artık, bana yok olmayı öğret!, diye haykırıyorum gök ve yer yüzüne... Doğa bile iki yüzlüyken insanlardan yarısını beklemek aptallık olur bence ! Bir banka oturdum, o kadar kurşun yedim, herhalde bir sigarayı hak etmişimdir, ama onu bile çok görmüşçesine askerlerine ateş emrini vermekten bıkmıyor. Savaşımıza çakmağım da katılıyor benim tarafıma. İlk başlarda birkaç mermi yiyor ama devam ediyor savaşmaya çelik yelek misali elim yardımıyla. Son kez içermişçesine çekiyorum zehri içime, başım dönüyor, kaç saat olmuştu ciğerlerim öksürmeyeli? Neyse pek de umurumda değil açıkçası. Boğaz yine eşsi...