Ayazın Ortasında
Beklemek istedim lakin dilime gem vuramadım
Sen karşımda böylesine özgür böylesine can alıcı bakarken duramazdım
Şimdi yüzünde hafif bir tebessüm var veyahut temkinlisin
Lakin ağaçlara, kanayan dallara, kafanı kaldırıp baktığında gördüğün gökyüzündeki tüm yıldızlara yemin olsun ki istiyorum seni...
İstiyor ve bir o kadar da sakınıyorum kendimi alnıma yazılmış kaderden
Hani bana demiştin ya bilmem kaç yüz yıl önce, bilmem hangi kırda, aşk daha icat edilmemiş, insanlar öpücükten, sevişmekten ve öldürmekten habersizken,
'Kimsin sen?'
Eğer cevabını öğrenmediğinden dolayıysa güneşin bir daha doğmaması, birinci dünya savaşı ve annemin beni terk etmesi
Anneme büyük haksızlık etmişsin...
Eğer benden korktuğundansa bunca zelzele, toprakların mahsul vermemesi, ceylanların bir aslanın pençesine düşmesi
Harabede kalmış çocukları düşün...
Ve eğer saçlarını okşarken ellerimin titremesi yüzündense aşıkların kavuşamaması, o hasta adamın ölmesi, menekşelerin solması
O mezara bir çiçek koy
Nerden bilebilirdin değil mi yanında, yamacına sokulup üstünü buzdan kırlarla örttüğün bu kanı çekilmiş adamın bir gün yüzüne bakıp ellerini tutacağını, onun filizlenen dünyasında ihtilaller yapacağını...
Saatler geçiyor, güneş doğuyor ve kaçmam lazım
Evim bana ölüm kadar uzak, kapı yaşamak kadar yakın
ve bu yazdıklarım
Mutluluk kadar sahte, acı kadar gerçek.
Yorumlar
Yorum Gönder