Son Gün
Son fani uykusuna dalmıştı, yelkovanın sesini duydu 'Uyan artık!'. Sırtında ağrılarla uyandı, canı yanıyordu. Gözlerini zorla açtı, yukarıda bir ışık. Etrafına baktı tek bir çiçek bile yoktu. Eliyle masada duran bardağa uzandı, kana kana içti suyu son defaymışçasına. Başının büyük bir kısmı ağrıyordu. Kendi inlemelerini duyup iğrendi, etrafa bakınmaya devam etti. Yıllardır bu odadaydı. Doktorlar belki bir ihtimal diyerek tedaviye başlamışlardı. Değişen tek şey acılarıydı, günbegün artıyordu. Üstelik son iki senedir kimse ziyaretine gelmemişti, dostları, ailesi, sevdiği kadınlar... Saatine baktı 12.57'di. Babasından yadigar yegane parçaydı. Gözleri doldu, ağlamak istedi ama nafile! Yattığı yerden başı dönüyor, kontrol edemiyordu. Kaç zamandır beklediği ölüm gelince duygulanmıştı bir anda. Birden irkildi, gözbebekleri büyüdü, suratı ciddileşti. 'Farklı olabilirdim' dedi. Üzülmüştü ama kendinden bile saklıyordu. Ölümünün bu kadar tesirsiz kalacağını tahmin etmemişti. Yalnızlık damarlarında gezinmeye başlamıştı çoktan. Seruma baktı, bitmişti. Bağırmak istedi lakin gücü yetmedi. Yüzüne dokundu, sakalları batıyordu. En son kendini gördüğünde babası yaşıyordu. Zaman kavramı iyice çökmüştü. Yelkovanın durmasını istiyordu, bu sese dayanamıyordu. Kapı açıldı, toparlandı, gelen doktordu. 'Haberler güzel, az bir müddet sonra kurtuluyorsun bu illetten.' dedi. Şaşırmıştı, beklemiyordu çünkü vücudu tam tersini söylüyordu. 'Bir isteğin var mı?' diye sordu. 'Biraz bira ve bir ayna' dedi öksürerek. Doktor gülüp gitti. Buradan çıkınca ne yapacağını düşündü. İçini bir umutsuzluk kapladı. Kimsesi yoktu, yaşıtları çoktan ev bark sahibi olmuştu. Hayaller kurmaya başladı. Gözleri acıyordu. Susadı, ellerini uzatmak istedi, yapamadı. Uzun bir süredir bu kadar korktuğunu hissetmemişti. Vücudunu hareket ettiremiyordu. İlk kez bu kadar acizdi. Annesini gördü, gözleri ıslandı. Ellerini bir kez daha uzatmayı denedi, becerdi. Derin bir oh çekti. Bağırmaya başladı ama annesi tepki vermedi. Sarıldı, ayaklarına dokundu hissediyordu. Saçlarını okşadı, gözlerini kapattı. 'Kimse beni duymuyor'. Doktor kapıyı açtı şişe sesleriyle. Yelkovan durmuştu.
Yorumlar
Yorum Gönder