Kayıtlar

Nisan, 2022 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Dünyanın En Güzel Ceylanı

Bugün seni ilk kez terk edişim hayalimde Küçük bir hediye, yüzüne dokunup saçlarında dolanışım Yanağına kondurduğum busem Ve son kez dönüp sana uzattığım bir el İlk ve sondu Başka bir adamın kollarında uyandığın sabah anlayacaksın Kızın benimle tanıştığın yaşına gelmiş Akıttığın gözyaşları evrendeki yıldız sayısını geçmiş Ben ise hep aynı yaştayım bir küçük fotoğrafta Zamanı yenmiş ama seni kaybetmiş bir fotoğraf Seni ve kendi çocukluğumdan çok uzakta bir fotoğraf Nefret edeceksin benden Lanetler okuyacaksın tek hatırladığın beni son görüşün olduğunda Gözlerin dolacak belki de Evladının babasına her koşuşunda Affet Bir zaman gelecek Günlerini paylaştığın dostların seni hançerlemiş Sevdiğin insan seni terk etmiş Ve Hayat sandığın şey sana bahsettiğimden çok daha boktan Göğsünde duran bana bakacaksın İsmim sana gösterecek yolunu Doğru olmasa bile yalnız olmayacağın bir yol Her zaman toprağın altını gösteren Ve Sana kollarını açan bu bedeni Yıllar geçecek sevgilim Dünya daha çok soğuyacak...

Bir Ölüden Vasiyet

Sevgili adaşım Ben sandığından daha yakınında yaşayıp Tahmin edemeyeceğinden çok daha uzaktaki bir deryada boğularak can veriyorum Gözümün gördüğü biricik şey balıklar Kulağımda basıncın nişanesi Ağzımda çıkamayan tonlarca çığlık Dilimde ölümün tuzu Ve Omuzlarımda çırpınışımın son bitkinliği Sevgili adaşım Arkamda kocaman bir dünya bırakıyorum  Azıcık da yazı Bir kitap etmeyecek kadar Oğlum beni bekliyor çoktandır Gitme vakti yaklaşıyor  Belki de son çağrısı bana Yolumun sonunda çiçekler açmıyor belki Veyahut mutlu değilim Lakin beni özleyen bir ailem var orada  Kayıtsız kalmam imkansız  Konuşmaya devam et, tebliğe asla Sevgili adaşım  Ben ki  Senin hissedemediğin acının nihai sorumluluğunu üstlenmiş Sevemediğin kadınları terk etmiş Dünyadaki tüm çocuklar için kendini feda etmiş Ve İstanbul’dan Kazvin'e tüm topraklara kanının kokusu sinmiş Bir canım Sevgili adaşım Hikaye bitmek üzere..

Serkeş

Karşımda dikilmiş bakıyorsun kanlı gözlerle bana Ta Sahra'dan duyuluyor içinde kopan yaygara Unutma ki bu gam keder  İçindeki son tohumu da yok edecek yaka yaka Latifeler yağdırıyorsun durmadan Hiç mi hicap duymuyorsun kendini hapsettiğin bu deryadan  Demedim mi bu işin nihayeti kulumak Yaşayacağını sanıyorsun çehrende ırmaklar boşalmadan Biliyorum ki zikrettiklerim ehemmiyetsiz senin nazarında Sen istemezsen çark dönecek bugün de yarın da Şayet altında yatan ele tutunursan bir zaman Açacaksın gözlerini tahayyül edemeyeceğin kadar ırakta

Bağımlılık

Dünyaya yükten başka bir şey olmadığını anlamak bu kadar mı meşakkatli   Sıkılmadın mı her gece içinde sevdiklerinin cenazesini kaldırmayı Dürüst olamadın mı kendine aile fotoğraflarına bakarken  Yıkılmadın mı sırtındaki kamburla yaşamaktan Bunlar gerçeğin içindeki küçük yalanlar Dön de bak yanına, kimsen kalmadı Babanın seni terk ederkenki ayak seslerine kulak ver Bir merdiven çıkamıyorken ağla ve aynadaki bedenine öfkeni kus Kurtarabildi mi o rahatsız düşüncelerden sevdiğin kız Geciktirebildi mi evde bir yabancı barındırmak Yüzüne bir tebessüm kondurabildi mi sığındığın taştan zekan Ey aciz ruh! Gözlerinden zincirleri kırmak istiyor damlalar Neden hala enjekte ediyorsun o zehri hayatına Madem yok diyorsun buradan çıkar yol Aldığın nefes niye Unutma ki sen Sevdiklerinle var olan aciz bir sıfat Aileni ıssız çöllerde arayan bir güruh Ve  İçinde dünyalar yaratmaya uğraşan hasta bir çocuksun Kurtul artık.

İntikam-ı Doğa

Ah sevgili seni yıkıp gömdüğüm toprağa bakmadan uzaktan yazıyorum bunları Belki yosun tutmuş ellerinle uzattığın abı hayatı içseydim Belki o gün seni ıssız bucaksız tepede terk etmeseydim Hatta belki de bana sarıldığında kalbimi çarptırabilseydim Beraber uçuyor olurduk saçlarımdan koyu karanlıkta Ve senin eleyerek sunduğun sevgine tükürmeseydim bir yağmurun hırçınlığıyla Güneşi gözlerimin içine alabilirdim Tüm o zelzeleri, hayatımın köşesinde olan o büyük tufanı ve sağ bacağımı kaybetmemi senin lanetine bağlamasaydım Parmağımda özgürlüğün nişanesini taşıyor olurdum Düşünürken bir gece yarısı yorgun ve bayık Gözümde canlanıvermişti minik bedenin Ve Işığın bile ulaşamayacağı gözümün en derinine kulum kölem olmaya hazır bakışların Bunlar senin geç gelen intikamın Benim ise erken vuku bulan pişmanlığım Şimdi benden bir yıldız kadar uzaktasın Uzak ve bir o kadar albenili Kainatın en güzel yüzünü parçalayan ellerimle yazıyorum bunları İçinde, doğanın en dibinde, yazıyorum.

Çaresizlik

  Uzun zamandır böyleyim belki 2 yıl belki daha fazla. Önceleri olabildiğince çevreye karışmış, (kendi hayatım) kavramı olmayan, yoldan geçen insanlarla bile tanıdık çıkan, evde duramayan ve kızlarla arası iyi biriydim. Yapabildiğim ve merak ettiğim her şeyi yapmaya çalıştım ve bunlar ilk zamanlar muhteşem bir haz veriyordu. Geceleri sokaklarda geçirmek, sınavlarda kopya çekmek, sevişmeler , çektiğim otostoplar, içtiğim ilk esrar içişim ve bir odamın bile olmaması... Nasıl unutabilirim ki bunları? Böyle süreceğini düşündüm, belki de istedim, fakat yıllar sonra patlak verdi. Lise son ve kendimle baş başa kalmaya başlamamla arkada bırakmaya başladım her şeyi. Artık beni arayan insanlar, oradan oraya yürüdüğüm sokaklar ve beni seven kızlar yoktu, bunların yerine kin, düşmanlık ve haset vardı bana karşı. Bunları benimsemem zor olmadı başlarda sonuçta yeni bir hayatın ilk meyveleri, nasıl koparabilirim olgunlaşmadan? Böyle yaşamaktan keyif almıyordum ama kendi özüme gitgide yaklaşman...

Güruh

Ey benim aciz bedenim  Yetmedi mi bu keder, acı Hala niye bekliyor seni, köşede duran darağacı Yorulmadın mı sırtında taşıdığın o kamburdan Biliyorum bırakıp gitmek zor bu zincirleri Ama yaptığın haksızlıklar da derbeder etmiyor mu ruhunu Ne olacak ki bir çocuk yaşatmak istiyorsan içinde Ver kendini düşünemediğin kadar uzak olan ölüme Mezarına bir gül bırakacak el yokken Ah cânım hayat, bu serzenişlerimi hiç mi duymadın küçüklüğümden beri Neden kabul etmedin o çocuğun hıçkırarak ağlarken ettiği duaları Ne farkın kaldı şimdi Deccal'den Bir başına bıraktın beni Ben de insandım düşünmeden önce  İsterdim sarılıp tutunduğum hayallerle yaşamayı Bana bir öpücük verseydin  Ağlamak istiyorum ey tanrım! Gözlerim çoktan kurudu Verdiğim gözyaşlarını hemen getir bana Saat yaklaşıyor zira Duy beni, ellerimden tut