İlk Nefes
Yağmur.. insanoğlunun doğaya yıllarca yaptığı onca şeyin intikamını alırcasına , bir mermi misali yağıyor ; kin kusarak , kan kusarak... kan rengi yağmur! Çevremdekiler de bunu hissetmiş olacak ki var güçleriyle dört tarafı duvarla çevrili zindanlarına koşuyorlar. Peki ya ben? Biraz daha yavaşlasam duracakmışçasına ağır adımlarla yürüyorum. Gel işte buradayım! Hesaplaşmamız 23 yıldır sürüyor, bitsin artık, bana yok olmayı öğret!, diye haykırıyorum gök ve yer yüzüne... Doğa bile iki yüzlüyken insanlardan yarısını beklemek aptallık olur bence !
Bir banka oturdum, o kadar kurşun yedim, herhalde bir sigarayı hak etmişimdir, ama onu bile çok görmüşçesine askerlerine ateş emrini vermekten bıkmıyor. Savaşımıza çakmağım da katılıyor benim tarafıma. İlk başlarda birkaç mermi yiyor ama devam ediyor savaşmaya çelik yelek misali elim yardımıyla. Son kez içermişçesine çekiyorum zehri içime, başım dönüyor, kaç saat olmuştu ciğerlerim öksürmeyeli? Neyse pek de umurumda değil açıkçası. Boğaz yine eşsiz cazibesiyle beni etkilemeye çalışıyor, olmaz sevgilim var ! Bu sözden sonra ergenliğim aklıma geliyor , ondan veda bile etmeden ayrılmam , yarım kalmış bir aşk...
Yorumlar
Yorum Gönder