Kader
Akşama doğru işten çıkıp evine döndü. Açlığı yorgunluğuna baskın gelip dünden kalan yemeğe dolaba çıkardı ve pişirmeye başladı. Gününü düşündü, neler yaptığını neler hissettiğini. Hemen ardından geçmişin sesini duydu irkildi, yemek pişmişti. Yemeği yutarken boğazının hafif acıdığını hissettti, hemen yemeği bitirip bir mandalina soydu. Bu bir başkaldırıydı intihara. Hasta olamazdı çünkü, çünkü..... Duraksadı, yaptığı eylemi, hasta olma korkusunu düşündü, düşündükçe kayboldu. Mandalinayı yemesi, onun ızdıraplar dolu hayatına daha da ızdırap vermemesi için bir panzehir miydi yoksa yıllardır istediği ölümü geciktiren bir zehir mi? Son dilimi bıraktı odasına çekildi. Bu kadar vefadan sevgiden bahseden bir insan için garip bir evi vardı: ne bir yakının fotoğrafı ne de eşyası. Kendisini bile anımsatacak tek bir şeyi yoktu, içeri birisi girse sadece evin yaşadığı bir ev zannederdi. Biraz dinlendikten sonra doğruldu ve salona geçti, bir sigara yaktı. İşle ilgili birkaç şeyi halletmeye koyuldu. ...