Kader
Akşama doğru işten çıkıp evine döndü. Açlığı yorgunluğuna baskın gelip dünden kalan yemeğe dolaba çıkardı ve pişirmeye başladı. Gününü düşündü, neler yaptığını neler hissettiğini. Hemen ardından geçmişin sesini duydu irkildi, yemek pişmişti. Yemeği yutarken boğazının hafif acıdığını hissettti, hemen yemeği bitirip bir mandalina soydu. Bu bir başkaldırıydı intihara. Hasta olamazdı çünkü, çünkü.....
Duraksadı, yaptığı eylemi, hasta olma korkusunu düşündü, düşündükçe kayboldu. Mandalinayı yemesi, onun ızdıraplar dolu hayatına daha da ızdırap vermemesi için bir panzehir miydi yoksa yıllardır istediği ölümü geciktiren bir zehir mi? Son dilimi bıraktı odasına çekildi. Bu kadar vefadan sevgiden bahseden bir insan için garip bir evi vardı: ne bir yakının fotoğrafı ne de eşyası. Kendisini bile anımsatacak tek bir şeyi yoktu, içeri birisi girse sadece evin yaşadığı bir ev zannederdi.
Biraz dinlendikten sonra doğruldu ve salona geçti, bir sigara yaktı. İşle ilgili birkaç şeyi halletmeye koyuldu. Neden bu işi önemsiyordu, para için mi? Hayır olamazdı, istediği hiçbir şey maddi değildi. Peki o zaman neden çabalıyordu karaya vurmak üzere amaçsızca çırpınan bir balık gibi? "Öldüm" dediği her an neden daha yukarı çıkıyordu, neden her şeyi bırakıp gidemiyordu, neden? Aklına tek bir cevap geliyordu istemese de: ölmek için. Evet ölmek için yaşıyor, çabalıyor, başarıyordu. Zirveye birer ikişer çıkmasının nedeni buydu işte: atlamak için. Aklına bir soru geldi, ürktü. Sesler silikleşti, renkler kısıldı. Defterini hemen çıkarıp sorusunu yazdı, unutmaması lazımdı.Hayatıyla ilgili en büyük karmaşanın kökünü bulmuşçasına heyecanlıydı. Yatağına çekilip uyumaya çalıştı, saatler sürdü, nihayet bedeni ruhuna üstünlük sağladı ve gözleri kapandı.
Rüyasında bir çocuk gördü elinde kum saatiyle. Yaklaşıp sorusunu fısıldadı: ölümünün ses getirmesinden mi yoksa ölümü garantilemek istemenden midir tırmanman?
Yorumlar
Yorum Gönder